Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NEBİ MİŞ

Erdoğan’ın Etiyopya ziyareti ve bölgesel etkisi

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Cumhurbaşkanımızın heyetiyle birlikte Addis Ababa'daydık. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Etiyopya'ya gerçekleştirdiği ziyaret, ikili ilişkilerin ötesinde bir anlam taşıyor. Ziyaretin zamanlaması, Afrika Boynuzu'nun eşzamanlı krizler ve güç rekabetleriyle şekillendiği bir döneme denk geliyor. Ziyareti, iki başkent arasındaki diplomasinin yanı sıra, bölgesel denge arayışının, kırılgan güvenlik ortamı ve yeni jeopolitik saflaşmaların kesişiminde okumak gerekiyor.
Afrika'nın geneli gibi Etiyopya'nın farklı bölgelerinde iç gerilimler devam ediyor. Komşularıyla kriz alanları derinleşiyor. Ekonomi açısından zorlu bir süreçten geçiyor. Etiyopya'nın iç kırılganlığı, Afrika Boynuzu gibi sınır aşan risklerin çok hızlı yayılabildiği bir coğrafyada bölgesel gerilimlere de daha açık bir zemin oluşturuyor. Neticede daha 2022 yılındaki iç savaşta 600 bin insanın hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir.
Halihazırda Etiyopya, Sudan'daki iç savaşın uzaması, Kızıldeniz-Babülmendeb hattındaki güvenlik dalgalanmaları, Eritre ile inişli çıkışlı seyreden ilişkiler ve denize erişim arayışının neden olduğu büyük gerilimlerle karşı karşıya.
Somali-Etiyopya gerilimini ilk olarak tetikleyen denize erişim tartışmaları Ankara Deklarasyonu ile sona ermişti. Ancak devamında yaşanan gelişmeler bölgeyi jeopolitik açıdan daha hassas hâle getirdi. Özellikle Somali'nin kuzeyindeki Somaliland başlığı üzerinden oluşan denklemin, bölgesel rekabeti büyütme potansiyeli bulunuyor. İsrail'in Somaliland'ı tek taraflı tanıma hamlesi, hassas olan dengeleri daha da kırılganlaştırdı.
Afrika Boynuzu'nda, bölge içi, bölgesel ve küresel rekabet giderek daha görünür hâle geliyor.
ABD, Çin, İsrail, BAE, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerinin bölgede devam eden sert rekabeti fay hatlarını kırılgan tutuyor.
Türkiye ise bu kırılganlığı ve krizleri azaltacak karşılıklı saygı ve kazan-kazan ilkesi üzerinden istikrar ve güvenlik inşasını ön plana çıkarıyor. Diğer bölgesel ve küresel güçlerin aksine, Türkiye yatırım yaptığı her ülkeyle ilişkisini, hiyerarşik bağımlılık anlayışıyla değil, stratejik ortaklık mantığıyla yürütmeye çalışıyor. Aslında Ortadoğu'da sahip olduğu bölgesel sahiplenme politikasının bir benzerine Afrika hattında öne çıkarmaya çalışıyor.
Peki bu ziyaret neden önemli?
Birincisi, ziyaret Türkiye- Etiyopya ilişkilerinin tarihsel derinliğini güncelle buluşturuyor. Türkiye'nin Sahraaltı Afrika'daki ilk yerleşik büyükelçiliğinin 1926'da Addis Ababa'da açılmış olması ve ilişkilerin 100. yıldönümünde bu ziyaretin gerçekleşmesi söz konusu.
İkincisi, ziyaret Afrika Boynuzu'nda gerilimlerin arttığı bir dönemde gerçekleştiği için, Ankara'nın dengeleyici diplomasi kapasitesini öne çıkarma amacı taşıyor. Somali-Etiyopya sürecinin devamı, Kızıldeniz hattındaki güvenlik dalgalanmaları, Eritre ile Etiyopya arasındaki gerilimler, Sudan kaynaklı risklerin bölgeye taşma ihtimali ve denize erişim tartışmalarının ürettiği baskılar, Addis Ababa'daki gündemin doğal arka planını oluşturuyor.
Üçüncüsü, bu temas Türkiye'nin Afrika politikasında tek dosyaya sıkışmayan yaklaşımını yeniden hatırlatıyor. Türkiye bir ülkeye yalnızca bir başlık üzerinden değil, ikili ve özgün ilişkiler üzerinden bakıyor. Bu da Ankara'ya, aynı anda birden fazla başlıkta konuşabilme ve krizleri sıfır toplamlı olmayan bir zeminde yönetebilme imkânı sağlıyor.
Sonuç olarak, Erdoğan- Abiy görüşmesi yalnızca ikili ziyaret olarak okunmamalı. Bu ziyaret, Afrika Boynuzu'nda yeni bir jeopolitik ortamda Türkiye'nin nasıl konumlandığını gösteren bir fotoğraf. Türkiye'nin gücü, herhangi bir dosyada tek araç kullanmasının ötesinde sahayı okuyabilen, meşru muhataplarla çalışan, egemenlik ilkesini önceleyen ve çok katmanlı ilişki kurabilen bir çizgiyi sürdürebilmesinden geliyor. Bu çizgi korunabildiği ölçüde, Addis Ababa'daki temasların etkisi yalnızca bugünle ve Etiyopya ile sınırlı kalmayacak olup bölgesel istikrar arayışında daha geniş bir diplomatik karşılık üretecektir. Önümüzdeki dönemde bunun sonuçlarını göreceğiz.
Türkiye'nin bölgede önemli yatırımları var. Yatırımların çeşitliliği ve yoğunluğu bakımından Somali bir adım önde. Türkiye bölgenin güvenliği ve istikrarı için etkili bir diplomasi yürütürken, aynı zamanda da yatırımlarının korunması için güvenlik kapasitesi inşasından bölgesel caydırıcılığa kadar çok katmanlı ve ortaklıklara dayanan bir ilişki modeli geliştirmeye çalışıyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.