Magazin dünyasının sevilen yüzlerinden Nihal Candan'dan yürek burkan haber geldi. Günlerdir hastanede yaşam savaşı veren Candan, ikinci kez duran kalbinin ardından hayata gözlerini yumdu. Peki, onu ölüme sürükleyen asıl neden neydi? Vefatından önce yaptığı açıklamalar, yaşadığı içsel çöküşü gözler önüne serdi…
Magazin dünyasının tanınan simalarından Nihal Candan, gerçek adıyla Gülnihal Çiçek, henüz 30 yaşında hayatını kaybetti.
Anoreksiya nervoza ile aylardır süren mücadelesinde 23 kiloya kadar düşen Candan, ikinci kez kalbinin durmasının ardından yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Ünlü fenomen Nihal Candan hayatını kaybetti | Video
Hastanede yaşamını yitiren genç isim, hem sağlık durumu hem de ruh haliyle ilgili geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarla dikkat çekmişti.
"Bir süre sonra yiyememeye başladım artık" diyerek durumunun psikolojik bir çıkmazdan fiziksel bir hastalığa nasıl dönüştüğünü gözler önüne sermişti.
Kardeşi Bahar Candan'la birlikte magazin dünyasında sıkça konuşulan Nihal Candan, son aylarda sosyal medyada gözlerden uzak kalmıştı.
Sağlık durumuyla ilgili endişe verici sinyaller çok önceden gelmişti, ancak bu acı son engellenemedi.
Görünüm baskısı ve psikolojik travmaların tetiklediği bu rahatsızlığın sadece fiziksel değil, davranışsal ve travma temelli bir süreç olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Gözde Göktaş, anoreksiyanın çok yönlü yapısına dikkat çekti.
Sosyal medya fenomeni Nihal Candan'ın anoreksiya nervoza nedeniyle yaşamını yitirmesi, gözleri bu ciddi hastalığa yeniden çevirdi. Görünüm baskısı, sosyal medyadaki yargılar ve travmatik yaşam olaylarının Candan'da anoreksiyayı tetiklediği belirtiliyor.
Klinik Psikolog Gözde Göktaş, yeme bozukluklarının sadece fiziksel değil, aynı zamanda derin bir ruhsal çöküşün yansıması olduğunu ifade etti. Göktaş, ailelerin ve yakın çevrenin bu süreçte suçlayıcı değil, tamamen destekleyici bir tutum sergilemeleri gerektiğinin altını önemle çizdi.
"TRAVMATİK SÜREÇLER VE BEDEN ALGISI BU HASTALIĞI TETİKLİYOR"
Anoreksiya nervozanın çoğu zaman sadece bir diyet takıntısı ya da kilo verme isteği gibi algılandığını ancak bunun gerisinde çok daha derin psikolojik faktörlerin olduğunu belirten Klinik Psikolog Göktaş, "Anoreksiya nervoza bir yeme bozukluğudur. Sadece davranışsak bir süreç değildir. Travma temelli, erken çocukluk dönemi ve ailesel aktarımlarla da ilişkilendirilebilir."
"Kontrol ihtiyacı, özgüven eksikliği, mükemmeliyetçilik zorlayıcı yaşam olayları ve düşük benlik saygısında bu durumda belirleyici bir faktördür. Travmalar, ailevi yükler, mükemmeliyetçilik, obsesif düşünceler ve sosyal medyanın dayattığı beden algısı bu tabloyu körüklüyor. Kişi kendini aynada hâlâ şişman görebiliyor ve bu da bozulmuş beden algısının en çarpıcı göstergesidir" dedi.
GÖRÜNMEYEN SAVAŞ: RUHSAL ÇÖKÜŞ
Anoreksiya nervozada kilo kaybı sadece fiziksel bir belirti değil, aynı zamanda ruhsal bir gerilemenin işareti.
Klinik Psikolog Göktaş, bu durumun özellikle ergenlerde ve genç kadınlarda sık görülse de son yıllarda erkeklerde de artış gösterdiğini belirtti.
Klinik Psikolog Göktaş, "Son zamanlarda hızlı kilo kayıpları yaşanıyorsa, psikolojik dalgalanmalar gözlemleniyorsa, bu sadece bir diyet meselesi değildir. Kişi kendini ifade etmekte zorlanabilir, sosyal ilişkilerden uzaklaşabilir. Bu noktada hem psikoterapi desteği hem de hekim takibi şarttır."
TEDAVİ BİR EKİP İŞİDİR
Anoreksiyadan kurtulmak, bireyin iradesiyle tek başına başarabileceği bir süreç değildir. Klinik Psikolog Göktaş, multidisipliner bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu vurgulayarak şu uyarıda bulundu:
"Psikolojik destek, beslenme danışmanlığı ve gerekiyorsa medikal tedavi bir arada yürütülmelidir. Kişiyle birlikte aile de bu sürece dahil edilmeli; eleştirmek yerine destek olunmalıdır. Anoreksiya, hem fiziksel hem duygusal yönleriyle ele alınması gereken bütüncül bir sağlık sorunudur."