SÜPER Lig'e gelirsek, Galatasaray lider oldu, kaleci Muslera sakatlandı, golcü İcardi sakat sakat oynuyor. Bu oyun liderliğe yeter mi gelecek haftalar için? İcardi'yi iğne ile oynatmak bu kadar doğru bir yöntem mi?
LEVENT TÜZEMEN: Galatasaray, ligde kazanırken
ve Avrupa'da 4 puan toplarken belki iyi oynamadı
ancak kazandığı maçlardan sonra
da kimse zafer sarhoşluğuna kapılmadı.
Liderliğin temelinde sakinlik, olgunluk
ve tecrübe yatıyor.
İcardi'nin iğne ile oynaması kulübe olan sevgisinin bir göstergesidir. Muslera da iğneyle oynamak istediğini söylüyor.
G.Saray'da oyuncular fedakârlık
yapıyor, herkes kol kola giriyor, başarı
ve liderlik de böyle geliyor.
ALİ GÜLTİKEN: G.Saray'ın diğer
takımlara oranla önemli bir avantajı var;
geçen senenin şampiyonu ve güçlü bir
oyunu var. Oturmuş bir ekip ama geçen seneye
oranla şampiyonluk coşkusunun bir adım gerisinde.
Süper Lig'de oyun hâlâ geçen seneyi bitiren tempoya yaklaşamadı. Ama işin öbür tarafında G.Saray'ın çok derin bir kadrosu var, iyi bir teknik adamı ve yıldız oyuncuları var. Birçok bölgedeki sorunu bu çözebilir.
Fakat İcardi konusu, alternatifsiz görünüyor. İcardi'nin
yaptığı özveri ve fedakârlığı da kutlamak lazım.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Maçların zorluk derecesine bakarsak,
F.Bahçe'nin, Galatasaray'a oranla iki zor deplasmanı
var.
Galatasaray'ın da hedefi az hasarla Kadıköy'deki derbiye lider olarak gelebilmek. Tabii ki Muslera'nın oynayamayacak olması dezavantaj. Milli ara sakatlıklar için iyi gelecek. GÜRCAN BİLGİÇ: Galatasaray sanki çekirge,
Çaykur Rizespor ve Kasımpaşa maçlarında
iki kere sıçradı. İyi oynamıyorlar, kendi sahasındaki
maçlarda vakit geçiriyorlar
ama kazanıyorlar. Aynı form durumunun
devam etmesi bir gün
şanslarının dönme tehlikesini
de beraberinde getirir.
Sonuçlarla oynanan
oyun paralel
gitmiyor.
BÜLENT TİMURLENK: Sakatlık her kulüpte var. Neuer, B.Münih'te aylardır yoktu, döndü. Elbette ki Muslera önemli eksik.
İcardi'nin de Kasımpaşa maçında zorlanmaması gerekiyordu. Hatay maçıyla milli araya girilecek. Galatasaray'ın ligde oynadığı futbol, üstüne koyması gereken bir futbol. Yıllardır sezonların ilk yarılarını tartışılan bir oyun ve puan kayıplarıyla geçen Galatasaray için bardağın dolu tarafında da 31 puan ve liderlik koltuğu var. Bu oyun lige yeter, daha iyisi taraftarın daha rahat maç izlemesini sağlar.
BU NASIL ÜSLUP!
F.Bahçe, Trabzonspor'a yenilirken Ali Koç, Divan Kurulu'nda 3 saat konuştu ve çok ağır ithamlarda bulundu. Bu sözlere destek veren olurken, Cumhuriyet savcılarına görev çağrısı yapan da oldu. Özellikle "Hakemleri nerede görürseniz tepki gösterin, fotoğraflarını çekin" sözleri tartışma yarattı. Ne dersiniz?
LEVENT TÜZEMEN: F.Bahçe Başkanı Ali Koç'un
söylemlerinde haklı olduğu yönler çok fazla. Özellikle
hakemlerle ilgili serzenişleri doğru. Ancak üslubu çok
ağır. MHK Başkanı'na, "Karakteri zayıf ve omurgasız"
diyor.
Erden Timur'un konuşma şekliyle dalga geçiyor ve üstüne "Seni Selahattin Baki'ye vereyim, bak ne yapar" diyor. Burası dağ başı mı? Başkan Koç'un üslubunda tehdit dolu söylemler var. TFF Başkanı, MHK Başkanı veya hakemler sokakta
yürürken saldırıya uğrasalar bunun sorumlusu kim
olacak? Birileri çıkıp Koç Holding'e gidip birini tokatlasa,
Ali Koç için "Nefes aldırmayın" dese olur mu? Ayrıca
hakem dünyası ile ilgili bahsettiği isimlerle savcılığa başvurup
dava açabilir.
Ali Koç'un "Nefes aldırmayın" söyleminden sonra sosyal medyada açılan bir odada şöyle konuşuluyor: "Sıktıracaksın bunlardan birinin topuğuna, bak bakalım hata yapacaklar mı? Ali Şen olsaydı yaptırırdı…"
ALİ GÜLTİKEN: Camiaların kendi menfaatlerini
koruması açısından tepkilerini ortaya koymalarını
makul görmek gerekir. Fakat her şeyin bir sınırı var. Bu
kişilerin özgürlük alanını kısıtlamaya başladığı zaman
ortaya istenmeyen farklı sonuçlar çıkabilir.
Özellikle futbol konusunda fanatizmi çok derinden yaşıyoruz. Başkanın söylediklerini bir mesaj olarak
algılayıp kendine görev çıkaranlar da olabilir.
Bunlar hassas konular, dikkat etmek gerekir.
GÜRCAN BİLGİÇ: Ali Koç şunun farkında, eğer
kamuoyu desteği olmazsa işler düzelmez. Çünkü yıllardır,
aynı hakemler, farklı kulüpler ama benzer şikâyetlerle
karşı karşıyayız.
Koç, bu düzenin içinde olduğu varsayılan hakemlerin yaptıklarının farkında olduklarını, taraftara göstermek istiyor. Konuşma
sırasında da "Beni yanlış anlamayın, demokratik davranışlarla
bunu yapın" diyerek de farklı algılanmaların
önüne geçti. Şu bir gerçek, futbolun sahada oynanması
gerekiyor, buna hakemler de razı olmalı.
BÜLENT TİMURLENK: Ali Koç'un iddialarını
Federasyon ve savcılar yüz yüze ifade alarak dinler, adı
geçen kişilerin savunmasını alır, ortada bir suç varsa
karara bağlar.
Hakem camiasını tanımam, oyunu okuyabilmek için de eski hakemlere ihtiyacım yok. Bir konu daha var ki Ali Bey o cümlesini gözden geçirmeli. Kimsenin özel hayatını fotoğraflamaya
veya rahatsızlık vermeye teşvik edemezsiniz.
SOYDAN'I KİMSE F.BAHÇE'DEN ATAMAZ!
SELİM Soydan bana verdiği röportajda Ali Koç'a gönderilen VAR görüntüleri ile ilgili duyumlar olduğunu açık açık ifade etti. Sayın Soydan, F.Bahçe'nin hayattaki en önemli efsanelerinden bir tanesi ve şu anda sırf bu sözleri söylediği için F.Bahçe Kulübü'nden atılma ile karşı karşıya. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
LEVENT TÜZEMEN: Selim
Soydan'ın Fenerbahçeliliğini kimse
tartışamaz. İnsanlar, bilgiye dayalı
söylemleriyle gündem oluyor
ama nedense eleştiriliyor.
Selim Ağabey, Fatih Terim ile ve Galatasaray ile ilgili bazı bilgiler ortaya koyduğu zaman alkışlanıyor. F.Bahçe ile ilgili, bilgili yorum
yaptığında ise kulüpten atılmaya çalışılıyor.
Bu nasıl adalet! Soydan'a laf
edenler, Ali Koç'un basın toplantısındaki
sözlerine kulak kabartsınlar. O
açıklamalardan bir sürü mahkemelik
olay çıkar.
ALİ GÜLTİKEN: Günümüzde
özellikle sosyal medyanın da etkisiyle
toplumsal linçler birkaç dakika içinde
ortaya çıkabiliyor. Selim Soydan,
F.Bahçe'nin çok önemli değerlerinden
biri. Bu bilgilere net olarak
sahip olmasa bu cümleleri kurmazdı.
Bildiğinizi doğru söylemek mi
yoksa birilerine daha şirin görünmek
için susmak mı doğru olan.
Çizgisi belli olan bir insan olarak Sayın Soydan ilkeli olmayı seçmiş. GÜRCAN BİLGİÇ: Sondan başlıyayım;
Selim Ağabey'i bu kulüpten
atmaya kimsenin gücü yetmez.
Ancak Selim Ağabey'e bilgi veren kişiyle, Erden Timur ile konuşanın aynı insan olduğu düşüncesindeyim. Çünkü neredeyse birebir
ifadelerle olayı anlattılar.
Bu konuda zaten hukuki girişimler de yapıldı. Eğer Erden Timur durumu ispatlarsa
zaten sorunlar da kendiliğinden
ortadan kalkacak.
BÜLENT TİMURLENK: Selim Soydan hem Fenerbahçe efsanesi hem de gördüğümde ceketimi iliklediğim, her zaman babacan tavırlarıyla karşılaştığım saygıdeğer bir ağabeydir.
Bu sayfalarda Murat Özbostan'a yaptığı açıklamaların elbette ki arkasındadır. Kendisi bir Yüksek Divan Kurulu üyesi olarak bir sonraki toplantıda ya da genel kurulda Fenerbahçeli Selim Soydan olarak çıkar ve konuşur.
Kimsenin Selim Soydan adına konuşmasına gerek yok.
BİR HOCA 'ABİ YA!' DİYE KONUŞAMAZ
PAZAR gününün bir başka bombası da Burak Yılmaz'dı. Beşiktaş camiasını ayağa kaldıran bir konuşma yaptı ve tepki gördü. Başkan Çebi devam kararı aldı. Ne diyeceksiniz?
LEVENT TÜZEMEN: Öfke ile kalkan
zararla oturur. Bailly ile Tayfur arasında bir
sorun yaşandı. Burak Yılmaz, çözüm üreteceğine
Bailly'ye tepki koyup oyundan aldı. Sonuç:
Beşiktaş kaybetti. Bunca büyük hocalarla
çalışmış Burak Yılmaz, eğer hoca
olmak istiyorsa soyunma odasında
yaşanan krizleri çözmeyi öğrenmeli.
Kongreye kadar devam etmek de doğru bir adım.
ALİ GÜLTİKEN: Bu tür
durumlar tecrübe ister. Futbolda
yöneten taraftaysanız, her şeye
farklı pencereden bakmak zorundasınız.
İki futbolcunun arasındaki anlık
sıcak tartışmaya teknik adamın bire bir
müdahil olması, doğru değil.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Burak Yılmaz, çok
erken önemli bir göreve soyundu. Bu görevin
sorumluluğu içinde işler de iyi gitmeyince doğal
olarak sinir kat sayısı yükseldi.
Stres altında bu açıklamaları yaptı. Yapmaması gerekirdi ama o an iş zihinsel olarak raydan çıkmıştı.
GÜRCAN BİLGİÇ: Burak Yılmaz'ın konuşmalarını
ve sonrasındaki yorumları dinledim. Ben
çok 'içten' konuştuğunu, politik davranmadan
statükoyu tarif ettiğini
düşünüyorum.
Anlattıklarını daha doğru kelimelerle ifade etse bile ortadaki sonuç değişmeyecek. Bu nedenle Yılmaz'ın nasıl
konuştuğuna değil, neyi anlattığına
odaklansalar daha iyi olur.
BÜLENT TİMURLENK: Burak Yılmaz'ın teknik adamlıktaki tecrübesizliği kadar insan ilişkilerindeki hoyratlığı da dikkat çekici.
Beşiktaş yönetimi onu ateşe attı. Belli ki elinde kadro dışı bırakma yetkisi olmadığından geçen hafta idmandan gönderdiği Rebic'i maç kadrosuna yazdı. Şimdi sıkıntı yaşadığı Bailly'yi kadro dışı bırakmak istediği ortada. Beşiktaş'ın hocası, kulübün kontratlı futbolcusu için üçüncü şahıs gibi bahsetmez.
Medyanın karşısında 5 dakikada 5 kez ''Abi yaa'' diye cümle kurmaz. 'Umurumda değil' dediği 3 puanın, milyonların umurunda olduğunu unutmaması lazım. Profesyonel olarak görev yaptığınız yerde "En Beşiktaşlı benim" demek yerine işinizin gereğini yapmak zorundasınız.
AVCI, AVRUPA POTASINDA TUTAR

TRABZONSPOR, Kadıköy'de devrim yaptı. Bordo-mavili takım çıkışa geçer mi? Abdullah Avcı, İsmail Kartal'ı nasıl mat etti?
LEVENT TÜZEMEN: 'Avcı ile Trabzonspor ayağa kalkar' demiştim, yanılmadım. Çünkü Avcı'nın Trabzonspor ile ciddi bir hafıza kartı ve oyun planı var. Avcı, göreve güçlü bir destekle geldi. Trabzonspor ile zirve yürüyüşünü devam ettirecektir. Devre arası yapılacak dokunuşlarla da Trabzon yarışın içinde olacaktır.
ALİ GÜLTİKEN: Bu galibiyet Trabzon'da mutlaka büyük bir değişim, takımda güven zeminini yaratacaktır. F.Bahçe'nin sezon başından beri en büyük silahı, takım halinde oyunu daraltıp topa çok çabuk sahip olarak yüksek tempo yapabilmesiydi. Avcı, F.Bahçe'nin hatlar arasındaki hayat damarlarını kesti ve maçın tamamına yakın bölümünde topu F.Bahçe'ye verse bile oyun temposunu vermedi. İlk yarıda hiç isabet bulmayan, sıfır ofsayt ile maçı bitiren F.Bahçe'nun bu istatistiği, önemli bir ders niteliğinde. Bundan sonrası için Trabzonspor, ligde kendi adına yeni bir hedef belirleme şansı yakaladı.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Avcı'nın taktik planı çok doğruydu. Hem Tadic ile Ferdi'nin kulvarını iyi kapattılar hem İsmail'e baskı uyguladılar hem de fırsat buldukça hücumu düşündüler. Ama Karagümrük maçındaki olumsuz futbolu göz önüne alırsak, Trabzonspor'un F.Bahçe'ye özgü bir mücadele sergilediğini söyleyebiliriz. İşlerin raya girip girmeyeceğini bundan sonraki haftalar belirleyecek.
GÜRCAN BİLGİÇ: İki hoca da satranç oynadı. Hatalardan faydalanan Abdullah Avcı oldu. Takımını iyi kurguladı ve iyi mücadele ettirdi. Zaten maç sonrasında yaşanan sevinç, bu maça ne kadar inandıklarını gösteriyor. Mağlup oldu diye İsmail hocanın hakkını yemeyelim. Fenerbahçe de çok baskılı ve etkili bir oyun oynadı. Böyle maçları kırılma anları vardır. Trabzonspor bunları iyi değerlendirdi.
BÜLENT TİMURLENK: Devrede değişiklik yapmayan, 70'lere kadar takımına dokunmayan İsmail Kartal, kendi kendini mat etti. Karagümrük karşısında isabetli şutu olmayan Trabzonspor'u Avcı'nın kafa olarak namağlup Fenerbahçe'ye karşı çok iyi hazırladığı ortada. Bu sezon ligde bir takım ilk kez orta saha üçlüsüyle F.Bahçe'ye kafa tuttu. Avcı'nın takım savunmasıyla başladığı yolda suskun kanatlarda Visca ve Pepe'nin de devreye girmesiyle galibiyet geldi. Şampiyonluk yarışı belki zor ama Avcı'nın, Trabzonspor'u Avrupa bileti potasında tutacağı kesin.