Ramazan ayının ilk günüyle birlikte Türkiye'de ve İslam dünyasında hem sofralar hem de vicdanlar yeniden aynı başlık etrafında birleşti: Gazze. Paylaşmanın ve infak bilincinin öne çıktığı mübarek ayda, tüketim tercihlerine yönelik boykot çağrıları da yeniden gündemin merkezine yerleşti.
SOFRAN DA TAVRIN DA NET OLSUN
Ramazan'ın gelişiyle birlikte özellikle iftar sofralarının simgesi olan hurmaya talep zirve yaptı. Özellikle "Kudüs hurması" adıyla satılan ürünlerde ciddi bir satış artışı yaşanırken, bu ürünlerin tedarik zinciri yeniden gündeme taşındı. Türkiye'de hurma piyasası Ürdün, Suudi Arabistan, İran ve Tunus gibi ülkelerden yapılan ithalatla şekilleniyor. Fakat
İsrail'den ithal edilen hurmaların pazarlama stratejisi tüketicileri yanıltabiliyor. İsrail menşeli hurmalar, dini hassasiyetleri kullanmak amacıyla genellikle "Kudüs Hurması" etiketiyle raflarda yer alıyor.
VİCDANLI TÜKETİM ŞART
Piyasada "Medcul" (Madjoul) cinsi olarak bilinen iri hurmaların pazarının yarısına yakını İsrail'in kontrolünde. Uzmanlar ise
Medine'de yetişen "Medine Medcul"ü ile İsrail menşeli olanların karıştırılmaması gerektiğini vurguluyor. İsrail'in yıllık hurma ihracatı yaklaşık 340 milyon dolar seviyesinde. Devasa gelirin kaynağı da işgal altındaki topraklar. İhraç edilen hurmaların büyük bir kısmı, Batı Şeria'da Filistinlilerden zorla gasp edilen araziler üzerine kurulan yasa dışı yerleşimlerdeki bahçelerde yetiştiriliyor.