Ramazan ayında
Ayasofya'nın kubbesi altında secdeye varmak, inananlar için unutulmaz bir kavuşmadır. Burada yapılan dualar, ibadetler ve namazlar, insanı hem geçmişle hem de gelecekle bir bağ kurmaya yönlendirir. İşte bu sebeplerle, Ayasofya'nın muhteşem atmosferinde Ramazan ayı boyunca yapılan ibadetler, inananlar için özel bir anlam taşır ve ruhlarını derin bir teslimiyet içinde besler.
Osmanlı dönemi boyunca,
Ayasofya Camii'nde Ramazan ayında teravih namazları kılınır, mevlidler burada okunurdu. Özellikle Kadir Gecesini Ayasofya'da ibadet ile geçirmek Müslümanların büyük önem verdiği bir konuydu.
AYASOFYA İÇİNDE BİNLERCE KANDİL
Evliya Çelebi, 1636 yılı Ramazan ayının Kadir Gecesinde Büyük Ayasofya'da her sene üç gece ibadet olunup binlerce kişinin toplandığını aktarıyor. Kadir Gecesinde Ayasofya'nın kubbesinin daire şeklinde dizilmiş kandiller ile aydınlatıldığı, yanan binlerce kandilin ışığı ile Ayasofya'nın mistik bir hale büründüğü kayıtlarda anlatılmıştır. Halk ile beraber devlet erkânı ve padişahlar da Ramazanlarda ve Kadir Gecelerinde mutlaka Ayasofya'da bulunmak istemişlerdir. Fatih Sultan Mehmed'le başlamak üzere Osmanlı padişahlarının Kadir Gecesinde teravih namazını Ayasofya Camii'nde kılmaları bir anane olmuştur.
TERK ETMEK MÜNASİP OLMAZ
1829 Ramazanında, her sene
Kadir Gecesi padişahın Ayasofya Camii'nde namaz kılması mu'tad olduğundan, kendisi Rami Çiftliği Kışlasında bulunan 2. Mahmud'a, bu sene Kadir Gecesi için Ayasofya Camii'ne teşrif edip etmeyeceği sorulur. Kadir Gecesini Ayasofya'da icra etmenin zahmetli olacağı, konumu bakımından daha yakın olan Eyüp Sultan Camii'nde icrasının ise kaldırımların uygunsuzluğu nedeniyle sıkıntılı olacağı hatırlatılır ve bu senenin terkinde beis olup olmadığı Şeyhülislam Efendi'ye sorulur. Şeyhülislam, söz konusu namazın camilerde cemaatle edası bidat olduğundan, terkinde beis olmadığını haber verir. Padişah ise halkın bunca zamandır padişahları Kadir Gecesinde camilerde gördüğünü, bu usule alıştıklarını, aynı zamanda padişahların da bu vesileyle camileri ziyaret etmiş olduğunu, bu sebeple Kadir Gecesinin edasını terk etmeyi münasip görmediğini, yalnız teravih namazını eda edip camiden ayrılacağını söylemiştir.
HIRKA-İ ŞERİF DE ZİYARET EDİLİRDİ
Ayasofya Camii, her yıl Ramazan ayının 15'nde hırka-i şerif ziyareti vesilesiyle de bir araya gelinen mekanlardan biridir. Ziyaret günü Şeyhülislam Bâb-ı Âli'ye gelir, sadrazam ve diğer devlet erkanı ile birlikte öğle namazından önce Ayasofya Camii'nde toplanırlar ve burada öğle namazını eda ederlerdi. Daha sonra padişah ve tüm davetliler hırka-i şerif odasına gelirler, birinci ve ikinci imam efendiler hırka-i şerifin konduğu sandığın önünde bir miktar Kur'an okurlar, Kur'an okunduktan sonra padişah kendisi sandığı açar ve hırka-i şerife yüz sürülmesine izin verirdi. Bu işlem tamamlandıktan sonra padişah dönüş için izin verir ve herkes dışarı çıkardı. Hırka-i şerif ziyaret gününde yeniçeri ve diğer ocak erlerine baklava vermek de bir gelenek olmuştu.
TARİHİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Fransız yazar Paul Horigo'nun Rus Ateşi isimli romanında, Birinci Dünya Savaşı'nı takip eden işgal yılları ramazanlarından birinde, Ayasofya Camii'nde bir Kadir Gecesini tasvir eder: "Ayasofya'nın Kadir gecesi son derece ulvi bir manzaradır; senenin en büyük Müslüman duası orada olur. Camiin büyük meydanındaki cemaat ile, yukarıdaki seyircilerin vaziyeti tam tezat teşkil eyliyordu. Aşağıdaki cemaat kalbindeki emelini ve duasını daha yukarı gönderiyor, o seyircilerle hiç meşgul olmuyordu."