Türkiye’nin yolu sonuna kadar açık
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öğretmenlerimiz, ilim, irfan, hikmet ve ahlak meşalesini ellerinde gururla taşıdıkça, Allah’ın izniyle Türkiye’nin yolu da ufku da sonuna kadar açıktır” dedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Kasım Öğretmenler Günü ve Öğretmen Atama Programı'na katıldı. Programda konuşan Erdoğan şunları söyledi:
● ÖĞRETMENLERİMİZİ TEBRİK EDİYORUM: Kura ile görev yerleri belli olacak genç öğretmenlerimiz; birikimleriyle, geniş vizyonlarıyla, güçlü karakterleri ve sağlam duruşlarıyla evlatlarımızı, geleceğin dünyasına en güzel şekilde hazırlayacaklardır. İnşallah bir ömür boyu aşkla, şevkle, tutkuyla, samimiyetle mesleklerini icra edeceklerine inandığım genç öğretmenlerimizi tebrik ediyorum. Genç öğretmenlerimiz yeni bir kariyere başlamanın yanında, emekliliğe kadar sürecek, zorlu olduğu kadar ulvi bir mesleğe adım atıyorlar.

● MÜCEVHER USTASI: Öğretmen, kendisine emanet edilen cevher olan öğrencisini büyük bir sabırla, şefkatle, merhametle işleyen mücevher ustasıdır. Öğretmen, öğrencisine sadece bilgi aktarmaz. Aynı zamanda onun fikrini değiştirir, ufkunu genişletir; hayata ve kendisine yönelik bakış açısını tıpkı bir kuyumcu titizliğiyle ilmek ilmek dokur, işler, tekemmül ve inkişaf ettirir. Öğretmen, öğrencisine kimi zaman annelik yapar, kimi zaman babalık, kimi zaman da arkadaşlık eder. Öğretmen bu yönüyle öğrencisinin geniş ailesinin bir üyesidir. Okul nasıl ki millet kültürünün, millet ruhunun bayrağı ise öğretmen de bu ruhun bayraktarıdır.
● AHLAK MEŞALESİNİ TAŞIDIKÇA: Buradaki ve ülkemizin dört bir yanındaki tüm öğretmenlerimizin görevlerini bu yüksek şuurla, bu yüksek mesuliyet bilinciyle yerine getirdiklerine ve getireceklerine yürekten inanıyorum. Öğretmenlerimiz; ilim, irfan, hikmet ve ahlak meşalesini ellerinde gururla taşıdıkça, Allah'ın izniyle Türkiye'nin yolu da ufku da sonuna kadar açıktır. Siz bu ruha sahip çıkarsanız, önümüz inşallah aydınlık olacaktır.

● BELİRSİZLİĞE DOĞRU YOL ALIYORUZ: Teknolojinin hayatımızı çepeçevre kuşattığı, ülkelere, toplumlara ve bireylere istikamet çizdiği bir çağda yaşıyoruz. Son dönemde yapay zekâ devrimiyle birlikte teknolojideki değişim artık baş döndürücü boyutlara ulaştı. Sonunu kimsenin öngöremediği bir belirsizliğe doğru insanlık olarak hızla yol alıyoruz. Buna karşı direnmek, bunun dışında kalmak, sizin de bildiğiz gibi, mümkün değil. Peki, ne yapabiliriz? Akıntıya karşı kürek çekemeyeceğimize göre, bunu doğru yönetebiliriz. Ülkemiz ve milletimizin menfaatleri istikametinde, doğru yönlendirebiliriz. Teknolojinin sağladığı imkânlardan azami derecede istifade ederken aynı zamanda zararlı yönlerini minimalize etmek bizim elimizdedir. Bunun yolu ise çocuklarımıza dijital okuryazarlık ve farkındalık eğitimi vermekten geçiyor. Sadece yasaklayarak bir netice alınamayacağını hepimiz biliyoruz.
● BU GERÇEKLE BARIŞMALIYIZ: Kabul edelim ki; çocuklarımızın oyun alanı artık sadece parklar, bahçeler, sokaklar değil. Çocuklarımızın kurduğu iletişim sadece yüz yüze iletişimle de sınırlı değil. Bugün evlatlarımız, dijital teknolojilerin büyülü atmosferinde daha fazla vakit geçirecek, albenisi yüksek sayısız imkâna kolayca ulaşabiliyor. Bizlere çok sentetik ve yapay gelse de, arkadaşlarıyla orada sosyalleşiyor, orada eğleniyor, orada kendine ayrı bir çevre ediniyor, tabiri caizse sanal evrende ayrı bir gezegen kuruyor. Çocuklarımızla sağlıklı bir iletişim kurmak ve onlara nitelikli bir eğitim sunabilmek için bu gerçekle barışmamız gerektiği kanaatindeyim. Nesiller arasındaki kavrayış farkı büyürken, çocuklarımıza ve gençlerimize bizim yaşadığımız dünyayı empoze ederek bir yere varamayız.
MİLLİ EĞİTİM BÜTÇEDE 22 YILDIR BİRİNCİ SIRADA
● Son 23 yılda hep böyle bir çabanın içinde olduk. 2002'de Milli Eğitim Bakanlığımız, merkezi yönetim bütçesi içinde 4'üncü sıradaydı. 2003'ten itibaren eğitime birinci sırayı tahsis ettik; 2026 bütçesinde de bu önceliği aynen koruduk. Milli Eğitim Bakanlığımıza 2026'da 1 trilyon 944 milyar lira kaynak ayırdık. Yine aynı dönemde derslik sayımız 343 bindi, bugün 616 bine yükseldi. Özel okullar dâhil edildiğinde bu rakam 754 bine yaklaşıyor. Yani bizden evvel yapılan derslik sayısının iki katını, sadece 23 senede ülkemize kazandırmanın kıvancını yaşadık. Okullarımızda görev yapan öğretmen sayısında da ciddi artışlar oldu. 2002'den bu yana 821 bin 360 öğretmenin atamasını yaptık. Şu an resmi eğitim kurumlarında çalışan öğretmen sayımız, 1 milyon 34 bini aşmıştır. Aktif görevdeki her 10 öğretmenden 8'i bizim dönemimizde atandı. Bu büyük dönüşüm, sınıfların içinde de somut şekilde hissediliyor.
DERSLİK BAŞINA DÜŞEN ÖĞRENCİ SAYISI 23'E İNDİ
● İktidara geldiğimizde ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı 36 iken, bugün 23'e indi; ortaöğretimde ise 30'dan 20'ye geriledi. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, aynı şekilde ilköğretimde 28'den 15'e, ortaöğretimde 18'den 11'e düştü. Biz, 60-70 kişilik kalabalık sınıflarda eğitim almıştık, şimdi evlatlarımız 20- 25 kişilik sınıflarda eğitim görüyor. Bu kadar kısa sürede bu oranları yakalayan çok az ülke vardır.
OKULLAŞMA ORANINDA BÜYÜK BAŞARI
● 5 yaşta okul öncesi net okullaşma oranımız yüzde 11.7'den yüzde 82.53'e çıktı. İlköğretimde yüzde 91'den yüzde 96'ya, ortaöğretimde yüzde 50.57'den yüzde 82.85'e ulaştık. 6-14 yaş grubunda Türkiye, yüzde 99'luk okullaşma oranı ile OECD ortalaması olan yüzde 98'in üzerine çıkmış durumdadır.
15 BİN ÖĞRETMEN ATANDI
Atama töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan, minik çocuklarla birlikte butona basarak öğretmen ataması için kura çekimini gerçekleştirdi. Yapılan kura çekimiyle toplamda 15 bin öğretmenin ataması yapıldı. Atanan öğretmenler 19 Ocak 2026 itibarıyla göreve başlayacak.