Trendyol Süper Lig'in 2023/24 sezonunun bu bölüme kadar olan kısmını Murat Özbostan ve Bülent Timurlenk değerlendirdi.
Murat Özbostan: Galatasaray, deplasmanda Ankaragücü'nü rahat bir şekilde geçti ve ligde liderliğini korudu. Sarı-kırmızılı takım, Beşiktaş maçını da kazanırsa yüzde kaç şampiyon? Bir oran istiyorum…
Bülent Timurlenk: Şampiyonluk yarışında lig sonunda bir derbi varken iki takım için de büyük gerçek, puan farkının bir maçla telafi edilemeyecek kadar açılması.
Örneğin; Fenerbahçe iki puan önde olsa ve Galatasaray, Beşiktaş derbisini kaybetse ipler kesinlikle Fenerbahçe'nin elinde olurdu. Galatasaray'ın elinde kuvvetli iki argümanı var: Biri oynadığı futbol, diğeri ise 'Mayıslar bizimdir' gerçeğinin altına yazılan sezon finalini iyi yapan bir camia olması.
Okan Buruk'un takımında isimleriyle sezon başında hayal ettiren Ndombele, Hakim Ziyech, Angelino gibi
oyuncular varken o hayallerin üstüne binen Kerem Demirbay, Barış Alper Yılmaz ve Berkan gerçeği var. Bunları sök-çıkar yapan adam ve Galatasaray'ın ayaklarının yere basmasını sağlayan kişi, elbette Okan Buruk'tur...
İki hafta sonra Beşiktaş yönetimi, Santos ve futbolcular için o derbi, kötü sezonu affettirme mücadelesi olacak. Galatasaray kazanırsa fikstürdeki belki de en büyük engeli aşmış olacak ama mart başından bir yüzde vermenin futbolda bir karşılığı yok.
Murat Özbostan: Beşiktaş kazansa da taraftarı mutlu olmuyor. Koca bir sezona her şeyi sığdırmış (yönetim, başkan, teknik adam değişimleri) bir kulüp var. Böyle bir ortamda taraftar hala ne bekliyor bu takımdan? Çok erken şampiyonluk kaçıp gitmiş..
Bülent Timurlenk: Taraftar, Beşiktaş'tan her zaman galibiyet bekler. Bundan ötesi yok. Ancak iki başkan ile 5 teknik adam değiştirmiş Beşiktaş için bir örnek vereyim; ilkokul 1'e başlayan çocuğunuzun bir eğitim yılında sınıf hocasının 5 kez değiştiğini düşünün. Anne-baba olarak tedirgin olmaz mısınız?
Murat Özbostan: Galatasaray'da Erden Timur'un motivasyon mektupları için yorumunuz nedir? Mauro İcardi için kullandığı satırların özel bir anlamı var mı?
Bülent Timurlenk: Sivasspor beraberliğinin ertesi günü futbolcularla yaptığı toplantının devam hikâyesi bu mektuplar. Oyuncularınıza bol sıfırlı kontratlar verebilir, galibiyetlerle motivasyonu artırmayı deneyebilirsiniz. Oyun ne kadar profesyonel olursa olsun insan yönetiminde böyle inceliklere her zaman ihtiyaç var. Dolayısıyla yüz kişiye otomatik bayram mesajı atar gibi takıma tek bir mektup yerine özenle seçilmiş satırlarla kişiye özel yazılan bu mektuplar bence sezonun en güzel anektotlarından biri oldu. Galatasaray Sportif A.Ş. Başkan Vekili Erden Timur, bedenleriyle oynayan adamların duygusal bir şekilde yüreğine hitap etti.
Murat Özbostan: İsmail Kartal'ın, Rize maçının devre arasındaki değişiklikleri için, "Çok cesurca, işte hocalık bu" gibi yorumlar yapıldı. Kartal, hocalık diplomasında yeni bir versiyona geçti mi? Neden Kartal hep gözaltında?
Şampiyonluk yarışında iki puan geride olan bir teknik adama, Alanya beraberliğinin ardından 'Olmuyor, gitmeli" diyenlerin problemi, Kartal ile değil kendileriyle. Hayatta hiç olamamışlar, olma ihtimali olana da mani olmak istiyorlar. Kabul edelim, 10 yıldır Fenerbahçe'nin şampiyonluk hasretinden ve başarısızlıklarından doğan reytingi çatır çatır yiyenler var.
Murat Özbostan: Haftanın en keyifli maçı hangisiydi? Neden?
Bülent Timurlenk: Galatasaray'ın 19 hücum geliştirdiği ilk 45 dakika, Fenerbahçe'nin zorlu zeminde karakter koyduğu ikinci 45 dakika, Trabzonspor'un son yarım saat oynadığı futbol, Alanya-Adana Demir ile Başakşehir-Kayseri maçlarındaki gol düelloları ve ortalığı ayağa kaldıracak şiddette olmayan hakem hatalarıyla bir haftayı daha geride bıraktık.
Murat Özbostan: Trabzonspor'un yeni sağ beki Meunier, 3 maçta 3 asist yaptı. Neler söylersiniz? Demeçlerine bakılırsa Abdullah Avcı'nın da sıkıntılı bir hali var.
Bülent Timurlenk: Avcı önce Eddie Newton'un, sonra Nenad Bjelica'nın enkazını devralmış bir teknik adam. Dolayısıyla temeli atmak için bile önce o enkazdan kurtulması gerekiyor. Abdülkadir ve Bakasetas'ın ayrıldığı bir takımda bu bölgelere transfer lazım demek en kolayı ama hayat size her ara transferde bir Bakasetas fırsatı vermeyebilir.
Avcı'nın ilk döneminde böyle olmuştu. Dolayısıyla beklerinden hücum desteği almak konusunda kapanmayan bir yarası olan Trabzonspor'un, PSG ve Dortmund formaları giymiş Meunier'den kısa zamanda aldığı çok verim tesadüf değil. Çünkü Meunier, iyi futbolcu. Bir panikle, giden iki yıldız ismin yerine oyuncular alabilirlerdi ama bence doğrusunu yaptılar. Trabzonspor şampiyonluk yarışında yok ve yaz transfer döneminde kiralık Onuachu da başta olmak üzere transferin gerekli olduğu mevkiler belli. Avcı'ya stoper, 8-9-10 numara gerekli. Ama bence asıl sıkıntı, takımı şampiyonluğa ulaştıran kartvizite sahip olan Avcı'ya karşı camianın bir kısmının tahammülsüz olması. Birine 'gitsin' demek kolay. Hayat olsa bu, 'Birinin gelmesine gerek yok, yalnızlığı seçiyorum' dersin. Ama futbolda 'Avcı gitsin' diyorsan, kimin gelmesi gerektiğini de söylersin.
Murat Özbostan: VAR kayıtları açıklandı. Bu bir devrim mi yoksa yeni bir gerilim fırtınası mı? Bu karar sizce mantıklı mı? Ayrıca Avrupa'da herhangi üst düzey bir ligde hakemlerine not veren yabancı hakemler de var mı? Süper Lig bu uygulama ile hakem performansında bir yere varır mı?
Bülent Timurlenk: VAR kayıtlarını dinleyince elimize ne geçecek? Problem, VAR odasının çağırması gereken yerde hakemleri, monitör başına davet etmemesi değil mi? Son düdükle beraber her şey bitiyor. O kayıtlarla puan tablosu mu değişecek?
Futbolumuzda paranoyaklık seviyesinde bir güvensizlik hissi hakim. Yabancı gözlemciler de bunun bir tezahürü. Bakın, ülkede olmayan bir maddeyi ya da teknolojiyi ithal edebilirsiniz. Ancak duygu ve karakter, ithal edilemez. Siz bu 10 yabancı gözlemci ile var olan gözlemcilerinize şu mesajı veriyorsunuz; "Sizler bu işi yaparken karakter ve gözlem yeteneği olarak eksik insanlarsınız." Peki ben bir soru sorayım; evindeki koltuğundan bilmem kaç inç ekranında Süper
Lig maçı seyreden bu meşhur eski hakemlere sonsuz güvenmemizin sebebi ne? Kim bunların kefili?