Geçirdiği zatürre hastalığı sonrasında götürüldüğü Haydarpaşa Numune Eğtim ve Araştırma Hastanesi'nde iç kanama sonucu yoğun bakıma alınan ve 4 Ocak'tan bu yana tedavi gören sanatçı Edip Akbayram hayatını kaybetti.
İstanbul İl Sağlık İl Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, "Ülkemizin değerli sanatçılarından Edip Akbayram, yaklaşık iki aydır tedavi gördüğü Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Sağlık ekiplerimiz tarafından kendisine en ileri düzeyde bakım ve tedavi uygulanmış olup, tüm çabalara rağmen maalesef kurtarılamamıştır. Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve sanat camiasına başsağlığı dileriz" denildi.
USTA SANATÇI SON YOLCULUĞUNA UĞURLANIYOR
Vefatıyla sanat camiasını yasa boğan sevilen sanatçı bugün son yolculuğuna uğurlanıyor. Yoğun bir katılımla Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda tören düzenlendi. Edip Akbayram'ın naaşı Cemal Reşit Rey Konser Salonu'na getirildi.
Törende, Edip Akbayram'ın anısına sanat hayatından ve yaşamından sahnelerin gösterimi yapıldı.
"CANIMIN YARISINI KAYBETTİM"
46 yıllık hayat arkadaşı, unutulmaz sanatçı Edip Akbayram'ı uğurlayan Ayten Akbayram, "Türkiye çok değerli bir evladını kaybetti. Ben de canımın yarısını kaybettim." dedi.
Edip Akbayram'ın kızı Türkü Akbayram ise konuşmakta zorlandı.
Türkü Akbayram, "Çoğunuzun Edip abisi benim babam. Canıma can katan yoluma inanılmaz bir ışık tutan… Ne söylesem bu coğrafyaya ülkeye kattığından daha anlamlı olmayacak. Ne söylesem zarafetini yüreğini anlatmaya yetmeyecek. Seni saklayacağım baba... Önce kendim için sonra herkes için seni sesimde yaşatacağım. Bir evlat olarak ömrüm boyunca seninle gurur duydum, seninle gurur duymaya devam edeceğim. Hoşça kal babacığım." sözlerini kullandı.
'HEPİMİZİN ÖRNEK ALMASI GEREKEN BİR SANATÇIYDI'
Gözyaşlarını tutmakta güçlük çeken sanatçı Kubat, "Bir efsaneyi kaybettik. Hepimizin babasıydı. Kişiliğiyle de yeri doldurulamaz bir insandı, örnekti. O kadar kibar bir insan ki 'Acaba bir hata yaptım mı' şüpheleri duyuyorsun yanında muhabbet edince, sohbet edince. Sesi zaten tartışılmaz, yorumu muhteşem. Çocukken idolümüzdü. Sonra dostumuz, abimiz oldu. Bize yol gösterdi. Çok kıymetli bir değer. Başımız sağolsun" dedi.
Sanatçı Ferhat Göçer ise, "Hepimizin başı sağolsun. Çok kıymetli bir üstat, değerli bir sanatçı. İdeallerinden ödün vermeyen ama bunun bedellerini de ödemiş hepimizin örnek alması gereken bir sanatçıydı. Toplumun kalbinde sevgiden başka bir iz bırakmayan ki, bu çok kıymetli bir şey. Milyonlarca insan onu hep sevgiyle hatırlayacak. Ben onu yanık sesi, güler yüzüyle o gülümsemesiyle hatırlayacağım. Sahnede çok şey öğrendim kendisinde. Anadolu'nun yanık sesiydi. Türkülerin, Nazım Hikmet'in, Ahmet Arif'in sesiydi. Onu sonsuz maviliklere yolcu ederken güzel günlerde başköşemizde olacak" diye konuştu.
GÖZYAŞLARI SEL OLDU
Sanatçının naaşı, öğle namazını müteakip Teşvikiye Camisi'ne getirildi. Menderes Samancılar, Deniz Seki, Gülben Ergen ve Birce Akalay da usta sanatçıyı son yolculuğuna uğurlayanlar arasındaydı.
Edip Akbayram'a veda... Usta sanatçı son yolculuğuna uğurlanıyor | Video
SON GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI
Usta sanatçının ailesiyle birlikte 21 Aralık Cumartesi gecesi çekilen görüntüleri ortaya çıktı. 29 Aralık doğumlu olan Edip Akbayram'ın doğum gününü bu şekilde bir hafta önceden kutladılar.
EŞİ İLE DANS ETTİĞİ GÖRÜNTÜLER GÜNDEM OLDU
Eşi Ayten Akbayram ile dans eden usta sanatçı, dostları ve ailesiyle keyifli bir akşam geçirdi.
İşte o görüntüler...
Vefat eden usta sanatçı Edip Akbayram'ın son görüntüleri ortaya çıktı!
Âşık Veysel'in bir şiirinden esinlenerek gerçekleştirdiği ilk bestesi olan 'Kükredi Çimenler' ile birinci oldu.
'Kara Kuzu', 'Deniz Üstü Köpürür' ve 'Garip' adlı 45'liklerle ödüller aldı. 'Aldırma Gönül' ve 'Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz' adlı parçalarıyla satış rekorları kırdı ve Altın Plak kazandı.
1979 yılında Ayten Hanım ile evlenen usta sanatçının, bu evlilikten Türkü adında bir kızı ve Ozan adında da bir oğlu bulunuyor.
EDİP AKBAYRAM KİMDİR?
Edip Akbayram, 29 Aralık 1950'de Gaziantep'te doğdu. Henüz dokuz aylıkken çocuk felcine yakalandı ve bir ayağı sakat kaldı. Lisede kurdukları orkestra ile müziğe ilk adımını attı. 1968 yılında liseyi bitirip İstanbul'a gitti. Diş hekimliğini kazanmasına rağmen kendini müziğe verdi. İstanbul'a geldikten sonra 1971'de Altın Mikrofon Yarışması'na katıldı.
Aşık Veysel'in bir şiirinden esinlenerek gerçekleştirdiği ilk bestesi olan "Kükredi Çimenler" ile birinci oldu. 1974'te Dostlar Orkestrası'nı kurdu ve Anadolu pop müziğinin önde gelen isimlerinden biri oldu. Daha sonra 'Kara Kuzu', 'Deniz Üstü Köpürür' ve 'Garip' adlı 45'liklerle ödüller aldı ve ünü yurt çapında duyulan bir sanatçı oldu.