Deniz Baykal’a kaset kumpasının arkasında TÜSİAD mı var?
Türkiye'nin 'atılım' dönemlerinde ülkenin önüne set koyma ve siyaseti tıkama girişimleriyle hafızalara kirli siciliyle kazınan TÜSİAD'ın skandal çıkışı bütün kesimlerden büyük tepki çekmişti. Yaşanan gelişmeler sonrası Deniz Baykal'ın kızı Aslı'nın paylaşımı FETÖ'nün 2010'daki kaset kumpasını hatırlattı. Aslı Baykal, Eski TÜSİAD yöneticisi İnan Kıraç, Baykal'ı ziyaret ederek 3 ismi listeye almamasını istediğini dile getirdi. Ayrıca Deniz Baykal'ın İnan Kıraç'ın teklifini reddetmesi üzerine 3 ay sonra kaset kumpasının olduğunu vurgulayan Aslı Baykal, babasının yerine gelen Kılıçdaroğlu'nun bu 3 ismi çıkardığını ifade etti. SABAH Gazetesi yazarı bugünkü yazısında Deniz Baykal'a yapılan kaset kumpasının ardında kimin olduğunu dair iddialara yer verdi. İşte Övür'ün o yazısı...
Sık sık yazdım, ne zaman Türkiye prangalarından kurtulmaya kalksa iç ve dış vesayet odakları da hemen harekete geçer. Bugün de olup bitenler farklı değil. Türkiye'nin Suriye hamlesi, "terörsüz Türkiye" hedefiyle PKK'yı devreden çıkarma girişimleri, sadece bölgesel değil küresel aktöre dönüşen Türkiye fotoğrafı küresel güç merkezlerini rahatsız etti ki bir hareketlenme başladı. Özellikle "terörsüz Türkiye" hedefine yönelik sabote girişimleri şaşırtıcı olmayacak.
Zaten içeride de bu anlamda bir agresifleşme var. CHP içinde iktidar savaşının erkene çekilmesi, dışa bağımlı "montajcı" TÜSİAD'ın zehir zemberek CHP ağzıyla siyasete soyunması boşuna değil.
Bu TÜSİAD'ın tarihi misyonuyla da çelişmiyor.
TÜSİAD kurulduğu 1971'den sonra birçok kez ve kritik zamanlarda siyasete müdahale etmekten hiç çekinmedi. Her müdahalesi de Türkiye'nin siyasi yolculuğunu tersine çeviren bir hesaba dayanıyordu. 12 Mayıs 1979 yılında Ecevit hükümetinin ekonomik politikalarına karşı gazetelere verdiği, "Gerçekçi çıkış yolu" ilanları bunun en somut örneğiydi. Sol Kemalist yazar Attila İlhan, 18 Mayıs 1979'da TÜSİAD'ın "palavra" dediği ilanını ele alıyor ve şöyle bir alıntı yapıyordu:
"Giderek rejim değişir. Hür teşebbüsün zayıflaması, hürriyetçi demokrasinin zayıflamasıdır. Hür teşebbüsün yok olması ise, politik, ekonomik, sendikal, düşünsel bütün hürriyetçi demokrasinin de yok olmasıdır..."
Bakar mısınız, TÜSİAD o zaman da "hürriyetçi ve sendikal haklardan" yanaymış... Sonra ne oldu? O TÜSİAD, 12 Eylül faşist darbesine de 28 Şubat postmodern darbeye de açık destek verdi. Bunu da sadece tarih yazmıyor, üyeleri bile söylüyor. İşadamı İshak Alaton, 44. TÜSİAD kongresinde bu darbelere destek verdiklerini söylediği için TÜSİAD Başkanı Hüsnü Özyeğin tarafından susturuldu. Sonra da şöyle isyan etti:
"Hepinizden utanıyorum..."
MAHMUT ÖVÜR