7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarla on binlerce masum sivili katlederek "soykırım" suçu işleyen İsrail, Suriye'nin başkenti Şam'daki İran konsolosluğuna hava saldırısı düzenledi.
Saldırıda, Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarından Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi ve Tuğgeneral Muhammed Hadi Hac Rahimi ile 5 yetkilinin hayatını kaybettiği bilgisi verildi.
Saldırının ardından hem İran hem de İsrail'den gelen karşılık sert açıklamalar, bölgedeki tansiyonu iyice yükseltti.
İRAN VE İSRAİL'DEN KARŞILIKLI SERT AÇIKLAMALAR
Son olarak İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İran konsolosluğuna saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini belirterek, İsrail'in cezalandırılacağını ifade etti.
İsrail'den ise yanıt gecikmedi. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran topraklarından İsrail'e saldırı düzenlenmesi halinde karşılık vereceklerini ve İran'ı hedef alacaklarını belirtti.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından "Orta Doğu'da yeni bir savaş kapıda mı?" sorusu akıllara gelirken, İran Çalışmaları Uzmanı Çağatay Balcı, konuyla ilgili sabah.com.tr'ye önemli açıklamalarda bulundu.
"İRAN İSRAİL'İ YOK OLMA SAFHASINA GETİREBİLİRDİ"
İsrail'in Şam'daki konsolosluk saldırısında İran'ın yaşadığı 'anlatı krizi'nin de etkili olduğunu söyleyen Çağatay Balcı, "İran anlatı krizi içinde, neden? Çünkü 40 yıldır varoluşsal meşruiyetinin gerekçesini İsrail'in yok edilmesi ve Kudüs'ün de özgürleştirilmesi üzerine kuran, inşa eden bir İran var. 7 Ekim'de tam da bütün dünyanın gözü önünde İsrail'in haritadan silinme şansı vardı. İsrail büyük bir şok yaşadı. Güvenlik kurumları büyük bir zafiyet yaşadı. O durumda gerçekten İsrail'e yönelik kapsamlı bir operasyon başlatsaydı eğer bundan sonuç alınabilirdi." dedi.
7 Ekim'deki saldırının ardından gözlerin İran'a çevrildiğine dikkat çeken Çağatay Balcı, "40 yıldır İsrail'i yok etme gibi bir hedefiniz var ve şimdi tam da o hedefe uygun bir imkan ortaya çıktı. O dönem atacakları birkaç tane balistik füze ile gerçekten İsrail'e daha büyük bir darbe vurup birlikte İsrail'i yok olma safhasına getirebilirlerdi. Hamas ile birlikte…
Ama zaten işin böyle olmadığını biliyoruz. İran'ın bunları anlatı olarak kullandığını biliyoruz. Bugünden sonra kademeli olarak İran'ın prestiji düşmeye başladı, imajı sarsılmaya başladı. Ordunuzda 'Kudüs Gücü' diye bir birim var. Siz bu kadar içselleştirmişsiniz Kudüs davasını. Kendi ordu biriminizden birine isim verecek kadar, 'Kudüs' demişsiniz. Ayağınıza fırsat gelmiş. Siz olabildiğince çekingen davranıyorsunuz." İfadelerini kullandı.
"İRAN'DA CİDDİ BİR İMAJ KAYBINA YOL AÇTI"
Balcı, İran'ın imajının ciddi bir şekilde sarsıldığına dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:
"Irak'ta özellikle ABD yine İran destekli milis grupların liderlerine yönelik suikastlar düzenliyordu. İsrail de Hizbullah liderlerine yönelik aynı şekilde. Bunların ardından İran'dan 'Milis gruplar bizden bağımsızdır. Biz onların hareketlerine kefil olmayız' minvalinde açıklama geldi.
Bu durum İran'da çok ciddi bir imaj kaybına yol açtı. Bunca zaman ortaya koyduğunuz iddiaların arkasını dolduramıyorsunuz. Arkasında duramıyorsunuz. Ve bu bütün dünyanın önünde gerçekleşmiş. Şimdi bunun aslında son halkası da Şam'daki saldırının ardından yapılan tartışmalar oldu.
İşte 'İran nasıl intikam alır?' gibi… Bu Şam'daki İsrail saldırısının ardından hemen bir cevap gelmemesi de İran'ın 7 Ekim'den sonra yaşadığı imaj kaybını daha da derinleştirdi. Bugünden sonra İran İsrail'e yönelik bir saldırı yapsa bile bu imajı onarması çok güç artık.
Konvansiyonel olarak İsrail'in yaptığı gibi bir saldırı yapamaz."
"KONSOLOSLUK SALDIRISINI SIRA DIŞI KILAN İKİ ŞEY VAR..."
İsrail'in 2015'ten bu yana Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarına yönelik saldırılar düzenlediğini ve son saldırıyı sıra dışı kılan iki önemli sebebi açıklayan İran Çalışmaları Uzmanı Çağatay Balcı, "Şam saldırısı aslında çok sıradan bir olay. Gündeme çok sıra dışı bir olay gibi getirildi. Ama aslında çok sıradan bir olay. Neden? Çünkü 2015'ten beri İsrail Suriye'deki Devrim Muhafızları Ordusu Komutanlarına saldırılar düzenliyor. 10 senedir bu saldırıları düzenliyor ve çok yüksek rütbeli komutanlar bu saldırılarda öldü. Bu son gelişmeyi sıra dışı kılan şey şu oldu.
İlk defa bir diplomatik temsilciliğin hedef alınması bir de 2015'ten beri vurulan komutanlar arasında en yüksek rütbeli komutanın ölmüş olması. Bu iki husus dışında aslında çok sıradan bir olay. İsrail hem Suriye'nin güneybatı bölgesinde milis gruplara defalarca bu tür suikast eylemleri düzenledi. Bu da ondan bağımsız değil. Dikkat çekmesinin sebepleri bunlar. Bundan sonra gelen açıklamalar da İran'ın prestijini iyice sarstı. İçine düştükleri anlatı krizi onları yiyip bitiriyor." ifadelerini kullandı.